https://balkaravukatlik.com/image/cache/catalog/blog/balkar-avukatlik-danismanlik-1920x1920.webp

MÜŞTEREK KONUTUN KADINA TAHSİSİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARI ve İPOTEĞİN KALDIRILMASI

Boşanma sürecinde veya mal rejiminin tasfiyesi aşamasında en çok uyuşmazlık konusu olan meselelerden biri aile konutunun eşlerden birine tahsisidir. Özellikle “aile konutu kadına tahsis edilir mi?”, “TMK 254 hangi durumlarda uygulanır?”, “edinilmiş mallara katılma rejiminde aile konutu tahsisi mümkün mü?” gibi sorular uygulamada sıkça gündeme gelmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/4997 E., 2023/3902 K. sayılı 13.09.2023 tarihli kararı, aile konutunun tahsisi taleplerinin hangi mal rejimi kapsamında değerlendirileceğini açıkça ortaya koymakta ve edinilmiş mallara katılma rejiminde TMK 254 hükmünün kıyasen uygulanamayacağını vurgulamaktadır. Bu karar, boşanma sonrası konutun kullanım hakkı konusunda emsal niteliği taşımaktadır.


Yargıtay 2. HD., E. 2022/4997 K. 2023/3902 T. 13.9.2023


T.C. Yargıtay Başkanlığı - 2. Hukuk Dairesi

Esas No.: 2022/4997

Karar No.: 2023/3902

Karar tarihi: 13.09.2023


aile konutu • eksik araştırma ve inceleme • eksik inceleme • edinilmiş mal • edinilmiş mallara katılma rejimi • kira bedeli • mal rejimi • cevap dilekçesi • mal rejiminin tasfiyesi • mal ayrılığı • istinaf dilekçesi • istinaf yolu • ön inceleme • paylaşmalı mal ayrılığı rejimi



MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/138 E., 2022/725 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2018/19 E., 2021/589 K.


Taraflar arasındaki aile konutunun tahsisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece

Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


I. DAVA


Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında açılan boşanma davasında müvekkili lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi uyarınca karar kesinleşinceye kadar müşterek konutta yaşamaya devam etmesine karar verildiğini, malların tasfiyesine ve ev eşyalarının bedeline yönelik de davalar açıldığını, 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinde aile konutunun kullanılmasının nasıl belirleneceğinin düzenlendiğini, müvekkilinin nafaka ve yetim aylığı ile geçindiğini, davalının ise emekli maaşının olduğu ve halen çalışmaya devam ettiğini, bankada birikmiş parası, taşınmaz ve aracının olduğunu, müvekkilinin konuttan ayrılmasının müvekkilini ekonomik ve psikolojik olarak zora sokacağını belirterek; 2154 ada 7 parsel 2 nolu bağımsız bölümün 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca dava süresince tedbiren, dava sonunda ise kesin olarak süresiz şekilde müvekkili tarafından kullanılması yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


II. CEVAP

Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; boşanma dava dosyasında karar kesinleşinceye kadar konutun davacıya tahsisine karar verildiğini, davacının açtığı mal rejiminin tasfiyesi davasında da alacağa hükmedildiğini, davacıya nafaka da bağlandığını, davacının müvekkiline ne kira bedeli ödemeyi ne de konuttan çıkmayı kabul etmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu rejimlerde uygulanabileceğini, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimin geçerli olduğunu, davacının dayandığı kanun maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI


İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm dosya kapsamına göre davacının dava dilekçesinde 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmış ise de, Aksaray 2. Aile Mahkemesinin 2012/22 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan mal rejiminin tasfiyesi dava dosyasının incelenmesinde taraflar arasında geçerli olan mal rejiminin 4721 sayılı Kanun'un 244 üncü ve devamı maddeleri uyarınca paylaşmalı mal ayrılığı hükümlerine göre olmadığı, taraflar arasında paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin uygulanmadığının sabit olması karşısında 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca bir hak iddia edilemeyeceği ve yine bir an için 4721 sayılı Kanun'un 240 ıncı maddesinin uygulanmasının gerekebileceği düşünülmüş ise de, taraflar arasındaki evlilik birliğinin ölüm ile değil, boşanma ile sona ermiş olması karşısında taraf delillerinin toplanmasına gerek kalmaksızın açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.


IV. İSTİNAF


A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf

başvurusunda bulunmuştur.


B. İstinaf Sebepleri

Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, hakimin 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesini kıyasen uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.


C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,tarafların 14.07.1981 tarihinde evlendikleri, davaya konu 2077 ada 15 parsel 2 nolu bağımsız bölümün davalı erkek tarafından 01.10.2009 tarihinde satın alındığı, taraflar arasında 14.07.1981- 01.01.2002 tarihleri arasında mal ayrılığı, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açılış tarihi olan 23.08.2011 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, davaya konu taşınmazın kadın tarafından açılan mal rejimine ilişkin tasfiye alacağı davasında hesaplamaya dahil edilip kadın yararına alacağa hükmedilmesi ve söz konusu kararın kesinleşmesi neticesinde kadın yararına ayrıca aynı mesken ile ilgili süresiz tahsis kararı verilmesinin hakkaniyetli olmayacağı gibi taraflar arasında paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin geçerli olmadığı, davaya konu malın edinildiği tarih itibariyle edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminde müşterek konutun kadına tahsisine kararverilemeyeceği, söz konusu maddenin paylaşmalı mal ayrılığı başlığı altında düzenlendiği, dolayısıyla bu maddenin kıyas yoluyla edinilmiş mal rejimi yönünden uygulanamayacağı, tarafların 13.04.2012 tarihinde boşanmış olmaları göz önünde bulundurulduğunda 4721 sayılı Kanun'un 197 nci maddesi kapsamında da müşterek konutun kadına tahsisine de karar verilemeyeceği, davanın reddinin doğru ve yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.


V. TEMYİZ


A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.


B. Temyiz Sebepleri

Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde; delillerin tamamı toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, hakimin 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesini kıyasen uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.


C. Gerekçe


1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin edinilmiş mallara katılma rejiminde kıyasen uygulanmasının mümkün olup olmadığı, eksik araştırma ve incelemenin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi uyarında aile konutunun tahsisi istemine ilişkindir.


2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 184 üncü maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ncı maddesinin birinci fıkrası, 254 üncü maddesi; 4722 sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi.


3. Değerlendirme


1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.


2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa

uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.


VI. KARAR


Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


0Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.



WhatsApp ile iletişime geçin?